MÜSPETE ÇAĞRI

0
402

FARUK ALDANMAZ

Geçmişten bu yana toplumlar arasında vurugusu yapılan insan ve insan hakları kavramı geçmişte olduğu gibi 21.yy’da sadece dudaktan dökülen kelimeler olarak kalmış ve hala kalmaktadır. Kelime anlamından yola çıkarak insanı ele alacak olursak; sözlük anlamına baktığımızda insan kelimesinin kendisinden türediği kök olarak iki sözcükten bahsedilebilir. Üns ve ünsiyet kelimelerinden türemekte, yakınlık anlamına gelmek ile birlikte, ”yaklaşma duygusu” anlamını da içermektedir.

İnsan kavramı Allah’a bütün varlıkların üstünde bir yakınlığı ifade etmektedir. Peki ya kaçımız Allah’a yakınız? Kaçımız insanlar arası yakınlaşmanın çabası içerisindeyiz? İnsanlar arasında bir yakınlaşma var, birbirini sevme eylemi içerisinde olma durumu var, aynı görüşte, aynı zihniyette olma durumundan doğan bir birliktelik var ama tüm bunlar sadece birinci derece akrabamız ise var, aynı menfaatleri gözetiyorsak var. Peki ya birinci derece akrabamız olmayan insanlara ve aynı zihniyette hatta aynı menfaat uğrunda mücadelemizin olmadığı insanlara karşı yakınlaşma derecemiz nedir? Onlara verdiğimiz sevgi ve kardeşlik duygusunun samimiyet ve içtenlik derecesi nedir? Ya hepimizin dilinde olan Allah kelimesine olan samimiyetimiz ne boyutta? Yaradana olan yakınlığımız ne durumdadır? Maalesef üzülerek söylüyorum ki günümüz insanı benliklerini ”menfaat” kelimesi adeta esir almış durumda! Bu kelime, ilk toplumlardan bu yana insanları her geçen gün daha fazla uzaklaştırdı hala uzaklaştırmaya devam etmektedir.

Kalplerimiz kömür gibi kararmaya başladı. Kör olmadığımız halde gözlerimiz görmez oldu. Bir yerde gördüğümüz zulüme, insanlık dışı olaylara baktığımız halde idrak edemez ve görmezden gelir olduk. Her geçen gün birbirimizden uzaklaşmaya ve saygısızlığın dibine vurmaya başladık. Kardeşlik kelimeseni zindanlara atıp çürümesine izin verir olduk. Dini kendimize göre yorumlar olduk. Allah’ın sonsuz adaleti varken, açık hükümler varken, yasalar varken menfii doğrultuda adaleti bizler sağlar olduk. Adalet ve insanlar hakkında kesin ve huzur veren eşitlikçi kurallar varken; gözlerimizi ve kulaklarımı, algımızı ve beynimizi bunlara kapar olduk. Kavgaya gürültüye ve hatta insan ölümlerine oh olsun! deyip, sevinir olduk. Tüm uzaklaşmalara dur demek yerine, hayır devam dedik. Neden? Sırf menfaatlerimiz uğruna, biraz daha fazla zenginlik, biraz daha konum, biraz daha üstünlük ve egomuzu tatmin etmek uğruna tüm bunları yaptık ve yapmaya devam ediyoruz.

Ey insan! Tamam burada diğer insanlara üstünlük sağlayabilirsin, menfaatin uğruna yeri geldiğinde fitnecilik yapabilir ve insanları birbirinden uzaklaştırmayı hatta öldürmeyi başarıyor olabilirsin. Var olan değerleri hiçe sayıp herşeyi reddediyor olabilirsin. Peki Allah’ın huzuruna çıktığında bu hatalarının hesabını nasıl vereceksin? Sana denmeyecek mi neden menfi hareket ettin? Neden dedikodu, gıybet ve fitne içerisinde oldun? Neden kısacık ömründe sevgiyi ve yakınlaşmayı tercih etmedin? O zaman bu soruların cevabını nasıl vereceğiz. Vallahi ben bu sorularla karşılaşırsam, ben ne cevap ne de hesap veremem. Bu işin içinden çıkamam.

Tüm bu olumsuzluklar zihniyetten kaynaklanmaktadır. Negatif zihniyetin değişmesi gerekmektedir. Bir veba gibi insanları kemiren zihniyet değiştirilmelidir. Yoksa sadece kemirmekle kalmayacak hepimizi içten içe yakıp bitirecektir. Herşey değişir; insanlar değişir, zihinler değişir, hayat şartları değişir ama olumlu bir şekilde değişir mi bunu bilemiyoruz. Olumlu değişimler ve insanca bişeyler yapabilmek için, gelin şu kısacık ömrümüzde bir gün ölüp gideceğimizi lütfen unutmayalım. Kardeşlik ve sevgi içerisinde kalalım, birbirimizi sevelim. İnsan kelimesini içimize, benliğimize işleyelim. Menfi duygularla haraket etmeyi bırakalım. Mantık ile hareket edelim. Yıkmayalım, yapıcı olalım. Yanlışlarımızdan dönmeyi bilelim. Başkasının hak sınırları içerisine girip ihlal etmeyelim. İnsanları dil, din, ırk ayrımı yapmadan eşit bir şekilde kucaklayalım.

Bizler gelecekte doğacak çocuklarımıza bunları işleyebilirsek güzel bir dünya bırakabiliriz. Güneşin doğuşundan zevk almalarını, ayın ışığına baktıklarında kalplerinde kıpırtı oluşturmayı ancak bu şekilde sağlayabiliriz. Kargaşasız, savaşsız, menfaatsiz bir dünyayı bu insanca yaklaşımı idrak ederek ve çocuklarımızaa aşılayarak sağlayabiliriz. Yeni nesil farklı dilde, farklı dinde, farklı ırkta olan insanları gördüklerinde bunlar herşeyden önce ”insan” diyebilsin. Ne olursa olsun bu çocuklar. İNSANLIK, SEVGİ, SAYGI, KARDEŞLİK, BİRLİKTELİK, EŞİTLİK VE MENFAATSİZ BİR DÜNYA diyebilsin. Hep birlikte bu kelimeleri benimsemek ve yaşamak dileği ile ! Nice insanca ve menfaatsiz günlere!

Paylaş
Önceki İçerikİYİ PARA YÖNETİMİ
Sonraki İçerikİYİ BİR YÖNETİCİ OLMAK
Dünyada bir iz bırakmak, güzel işler yapıp kalplere dokunmak, insanları zaman zaman düşündürmek, okumaya teşvik etmek, alıp başını çığ gibi büyüyen cehalete bir dur diyebilmek, sonraki nesillere ve şuankilere hatta kendimde dahil iyi birer insan olmanın neler gerektirdiğini bulmak göstermek, iyiliğin mutlaka birgün kötülüğe galip geleceği inancını büyütmek ve sorunun aslında ağaçta, gökyüzünde, yağmurda, karda, güneşte, ayda, duvarda değil insanlarda olduğunu ve herkesin, herşeyin değişebileceğini göstermek amacı ile yola çıkmış elinden geldiğince yazmaya çalışan sıradan bir birey. :)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here