İnsan geçmişinin esiri, gününün misafiri, geleceğinin yabancısıdır.

0
676

MURAT PİRBUDAK (KONUK YAZAR)

İnsan geçmişinin esiridir.

Yaşayan bireyler olarak hepimiz zaman zaman hayatımız da hatalar yapıyoruz. Hatta öyle zamanlar oluyor ki yaptıklarımız artık hatadan çıkıp alışkanlık haline geliyor. Bunu anlamaya başlamamız ile artık sonuçlarını düşünmek ne yazık ki aynı ana giriyor. Hatalarımız bir pranga gibi nereye gidersek gidelim peşimizden sürükleniyor. Öyle zamanlar oluyor ki artık o prangayı taşımak ağır geliyor durup dinlenmek istiyoruz fakat daha ağırlaşır korkusuyla hafifçe bir eğilmeden sonra tekrar kalkıp yolumuza devam ediyoruz ağır aksak. Her hatanın bir bedeli vardır diyeceksiniz belki. Doğru. Her hatanın bir bedeli vardır. Bu bedel ise yaptığımız hatalar hepsi olmasa dahi bir kısmı belki bir ömür boyu peşimizden gelmeye devam edecektir. Şöyle bir kafamızda resmederek devam edecek olursak bu hata bir söz ise eğer girdiğimiz her sohbette yüzümüze vurulmasına hazırlıklı olmak durumundayız. Yaptığımız yanlış bir davranış belki bir ömür boyu doğruları yapmamıza engel olabilir. Şimdi de belki de insan yanlışını bulursa doğruları yapmaya başlar diyeceksiniz. Bu da doğru ama insan yaşayan canlılar içerisinde ego sahibi tek varlıktır. Egosuna yenilmeyen bir insan bunu belki başarır. Fakat egomuz ağır bastığı, yanlışımızı bile bile kabul etmediğimiz zaman ki bu da bir hata; başka başka yanlışlara düşmeye devam etme mecburiyetinde kalabiliriz. Artık çare yok nereye gidersek gidelim ne yaparsak yapalım istisnalar kaideyi bozmaz sözünden hareketle bir sefer başlayan yanlış bir söz yanlış bir hareket bizi hep başka hataların içine sürüklemeye devam edecektir.

İnsan gününün misafiridir

Gün gelir tam yaptığımız hatalardan eğer başarabilmişsek tabi ders alıp o hataları yapmamaya başladığımızda insanların hakkımızdaki ön yargılarına da hazırlıklı olmalıyız. Siz değişmişsinizdir. Yaptığınız yanlışları düzeltmeye çalışıyorsunuzdur. Bu sefer mahalle baskısı dediğimiz olay maalesef sizin çabanıza gölge düşürebilir. Artık bulunduğunuz her ortamda ürkek belki de biraz mahcup bir edayla bulunuyorsanız bu sizin geçmişten gelen bir esaretinizden kaynaklanıyordur. Bir sözünüzden bir davranışınızdan dolayı sahip olduğunuz esaret. Yapmaya çalıştığım şey tam olarak ne? Nereye varmaya çalışıyorum? Amaçlarım ve idealim ne? Siz belki de bulunduğunuz esaretten kurtulmak için bu soruları kendinize sorup birde cevaplarını bulmaya çalışırken bir de bakmışsınız ki cevaplarını bulduğunuz an ile soruyu sorduğunuz an arasında epey bir zaman farkı oluşmuş ve zamanın gerisinde kalmışsınızdır. Bu seferde gelecek kaygısı sizi için için kemirmeye başlar……

İnsan geleceğinin yabancısıdır.

Yola aşina olmadığınız zaman ne kadar yakınlıkta veya uzaklıkta olduğunu da bilmenizin imkanı yoktur Siz soru ve cevaplar arasında ki zaman diliminde sıkışıp kalmışken, bir de üstüne yolun sonunun nereye vardığının belirsizliği daha çok yorar. Evet bu yol illaki bir yere varacaktır. Ama nereye? Sorularınız illaki cevap bulacaktır. Ama doğru cevap hangisi? Bir anda kendi dünyanıza yabancılaşmış kendi sorduğunuz sorulara cevap bulamaz olmuş ve ürkekliğiniz hatta ve hatta tekrar yeni bir hata yapma olasılığınız yükselmiştir.

Şimdi soracaksınız belki de. Ne yapmalı? Ömür boyu bu şekilde hata yapmaya devam mı edeceğiz? Bu hataların esiri mi olacağız? Benim de size cevabım iki yönlü olacak. Evet hatalarımızın esiri olacağız. Çünkü aidiyet duygusu insanın içinde hep vardır. Hatalarımızın sebep ve sonuçlarıyla bize ait olduğunu bilmeli bunun çevremize minimum hatta hiç olmayacak bir zararla sahiplenme bilincine varmalı ve buna göre hareket etmeliyiz.

Gelelim ikinci cevaba. Hayır hatalarımızın esiri olmayacağız. Bu cevap belki biraz daha zorlayacak bir yandan da esaret altından, yabancılılaşmaktan ve kendi günümüze misafir olmaktan kurtaracak bizleri. Demir dövüle dövüle tavına gelir. Bizler yaşayan ve sürekli olarak eylemlerde bulunan varlıklarız. Hal böyle olunca hata tabi ki kaçınılmaz olacak. İnsan neden hata yapar? Ya çok bildiğini zannettiğinden yada bilmediğinden. Bir yerde okumuştum adını tam hatırlayamadığım bir islam alimin  sözü ”Bildiklerimi kitap yapsanız ve ayağımın altına koysanız ancak bir karış yükselir boyum; bilmediklerimi ise kitap yapıp ayaklarımın altına koysanız arşı geçecektir başım“. Sadece bu bilince sahip olarak bile hatalarımızı minimize edebileceğimizi düşünüyorum. Bizler hata yaptıkça doğruyu bulacak doğruyu buldukça pişecek piştikçe daha bir özgür olacağız. Tabi ki hatadan sonra doğruyu bulmanın tek yolu egomuzu yenerek hatalarımızı kabul edip ona göre yaşamamız gerekecek. Bir de yaptığımız her hatadan sonra insanların bize karşı olan ön yargıları da var. Öyle ya hataların devamlılık arz etmesinde en büyük etkenlerden biri de bu. Bırakın insanlar hakkınızda konuşsunlar bu sizin yeni hatalar yapmanıza değil hatalarınızı düzeltmenize yardımcı olsunlar.

Unutmayalım bizler yaşayan ve sürekli eylemlerde bulunan varlıklarız. Bizler hatalarımızla varız.

Paylaş
Önceki İçerikİşletme Bölümü Öğrencilerinin İş Bulma Umut Düzeyleri
Sonraki İçerikANLAŞALIM
Dünyada bir iz bırakmak, güzel işler yapıp kalplere dokunmak, insanları zaman zaman düşündürmek, okumaya teşvik etmek, alıp başını çığ gibi büyüyen cehalete bir dur diyebilmek, sonraki nesillere ve şuankilere hatta kendimde dahil iyi birer insan olmanın neler gerektirdiğini bulmak göstermek, iyiliğin mutlaka birgün kötülüğe galip geleceği inancını büyütmek ve sorunun aslında ağaçta, gökyüzünde, yağmurda, karda, güneşte, ayda, duvarda değil insanlarda olduğunu ve herkesin, herşeyin değişebileceğini göstermek amacı ile yola çıkmış elinden geldiğince yazmaya çalışan sıradan bir birey. :)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here