#Teşekkürederiz (Organ Bağışı)

0
441

AV.MELTEM ERDİL

Ülkemizde 3-9 Kasım tarihleri arası her yıl “Organ ve Doku Bağışı Haftası” olarak kutlanmaktadır. Görev yapamayacak kadar hasta bir organın, bir yenisi ve sağlamı ile değiştirilmesi işlemine “Organ Nakli” veya “Organ Transplantasyonu” denilmektedir. Organ nakli canlı donör ya da ölü donörden yapılabilmektedir. Bir kişinin doku, kan grubu vs. uyumu mevcut ise kendi sağlığını ve yaşam kalitesini bozmamak şartı ile organ bağışında bulunabilmektedir. Bu kişiler canlı donör olarak tanımlanmaktadır. Canlı donörden böbrek ve karaciğer nakli yapılabilmektedir. Ölü donörden nakil ise trafik kazası, beyin kanaması, beyin tümörü gibi sebeplerle beyin ölümü gelişen kişilerin ailelerinin organlarını bağışlaması sonucu yapılır.

Organ bağışı en çok dikkat çekilmesi gereken konuların başında gelmektedir. Yurt dışında yapılan organ nakillerinin neredeyse %80’i kadavradan yapılmaktadır. Yaklaşık %20 oranında ise canlıdan bağış söz konudur. Ancak bu durum ülkemizde tam tersidir. Ülkemizde ölüden nakil sayısının oranı oldukça azdır. Canlı donörden nakiller ise çoğu zaman aile bireyleri arasında yapılmaktadır. Bu durumun dini, sosyolojik ve hukuki temelli sebepleri bulunmaktadır. Herkesin bir gün kendisinin ya da yakının organ bağışına muhtaç olabileceğini düşünmesi ve bu duyarlılıkla hareket etmesi gerekmektedir. Organ bağışı yapmak isteyen kişi 18 yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olmalıdır. Bunun dışında bağışta bulunmak isteyen kişi bu iradesini iki tanık huzurunda dile getirmelidir. Ancak tanıkları tanıma zorunluluğu yoktur.

Kentsel Gelişim Derneği (KEGED) öncülüğünde yürütülen Genç Bağış Elçileri Zirvesi 5-6-7 Kasım 2019 tarihinde Malatya’da gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Türk Ulusal Ajansı, Yeşilyurt Belediyesi ve Kızılay tarafından da desteklenen projede katılımcı olarak yer aldım. 3 gün boyunda organ bağışını her anlamda tartıştık ve bağış sayısını nasıl arttırabileceğimiz konuları üzerinde durduk. Ölüden organ bağış oranının düşük olmasının en büyük sebeplerinden biri mevcut hukuki düzenlemelerimizdir. Belirtmek gerekir ki hayattayken organ bağışında bulunan bireyin ölümü gerçekleştikten sonra organlarının bağışlanıp bağışlanmaması ailesinin rızasına bağlı tutulmaktadır. Bu durumda kişi hür iradesiyle hayattayken organlarını bağışlasa dahi bu durumun bir önemi olmayıp son söz aileye bırakılmaktadır. Zaten acılı olan aileler de genel olarak bağış konusunda olumsuz yanıt vermektedirler.

Genç Bağış Elçileri Zirvesi’nde belirlenen ve organ bağışına dikkat çekmek için kullanılan #TeşekkürEderiz HashTag ile organ bağışı yapan bireylerin bu durumu teşvik amaçlı yaygınlaştırması amaçlanmıştır. Bütün organları sağlam olan bir kişi öldüğü zaman tam 8 kişiye umut olabilmekte ve 8 kişinin hayatını kurtarabilmektedir. Ülkemizde şuan 28.272 hasta organ nakli olmak için sıra beklemektedir. Unutmayın ”Bağışlanan Her Organ Filizlenen Bir Hayattır” .

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here